Yıllara Meydan Okuyarak Günümüze Kadar Gelmiş En Eski 10 Yerli Marka

5 min


İsmini bugün sıklıkla duyduğumuz Türk markalarının nasıl oluştuğunu ve “marka” halini aldığını merak etmiş miydiniz? Giydiğimiz kıyafetlerden, tükettiğimiz gıda ürünlerine; bulunduğumuz mekânlardan, kullandığımız eşyalara kadar birçok Türk markası oldukça ilginç hikâyelerle nesilden nesile aktarılmış. Siz de bu hikâyeleri merak ediyor ya da “Abi ben hep marka takılırım zaten” diyorsanız, ülkemizin en köklü markalarının serüvenini hep beraber inceleyelim:

1. Kurukahveci Mehmet Efendi (1871)

Türk kahvesi deyince akıllara gelen ilk marka elbette ki Kurukahveci Mehmet Efendi markası. Mehmet Efendi’nin babası dükkânlarında çiğ kahve ve baharat satarken 1871 yılına gelindiğinde Mehmet Efendi işin başına geçmiş. Daha önceden çiğ çekirdek olarak satılan kahve de kavrulmuş, öğütülmüş ve tüketilmeye hazır hale getirilmiş şekilde satılmaya başlanmış. Aile 1934 yılında “Kurukahveci” soyadını almış. Ahmet Rıza Kurukahveci döneminde kahve, parşömenli paketlere konulmuş ve otomobille bakkallara dağıtılmaya başlanmış.

2. Galatasaray Hamamı (1481) 

Sultan II. Bayezid tarafından 1481 yılında yaptırılan Galatasaray Hamamı, birçok padişah tarafından kullanılmış. Hamamın günümüzdeki işletmecisi Can Cenik, Galatasaray Hamamı’nın 4 kuşaktır ailesi tarafından işletildiğini anlatıyor. Dedesinin 4- 5 hamamı daha olduğunu ve bir geleneği sürdürmek için bu hamamı aldığını söyleyen Cenik, aileye ve geleneklere düşkün bir yapılarının olduğunu belirtiyor. Babası rahatsızlanınca Oxford’daki eğitimini bırakıp gelen Cenik, bayrağı diğer nesillere devretmeyi hedefliyor.

3. Asri Turşucusu (1913)

Asri Turşucusu’nu aslında hepimiz biliyoruz. Burası Adile Naşit ve Münir Özkul’un “Turşu sirkeyle mi yapılır yoksa limonla mı?” kavgasını ettikleri yer. Bu nostaljik mekan 1913’te kurulmuş. 1938’den beri Cihangir’de hizmet veren mekanın sahibi Vahdettin Çelikli 2004 yılında vefat edince, Asri Turşucusu’nu Çelikli’nin teyzesinin oğlu Cenk Toydemir işletmeye başlamış.

4. Ali Muhiddin Hacı Bekir Lokumları (1777) 

Kurumun beşinci kuşak temsilcisi Hande Celalyan, dedesinin “Lokumdan kar etme” dediğini söylüyor. Celalyan’ın dedesi ürünleri kendisi pişirir ve müşterisine bizzat tattırıp insanların fikirlerini alırmış. Lokumun başka ülkelere gitmesiyle de ilgili oldukça ilginç bir hikâye anlatan Celalyan, 19.yy başlarında bir İngiliz gezginin lokumu Hacı Bekir’den alıp ülkesine götürdüğünü ve lokumun adını telaffuz edemediği için de “Turkish delight” dediğini aktarıyor. Celalyan’ın dedesi, lokumun her zaman ucuz kalması ve herkes tarafından yenilmesi gerektiğini söylermiş. “İsteseydik bugün her ilçede bir Hacı Bekir dükkanı olurdu ama bizim için önemli olan tek şey ‘lokumların tadı eskisi’ gibi dedirtmek” diyen Celalyan, dedesinin tavsiyesine uyduklarını belirtiyor.

5. Safa Meyhanesi (1895) 

Safa Meyhanesi de sizlere bir yerlerden tanıdık gelecektir. Kabadayı ve Av Mevsimi gibi filmlere mekân olan meyhane, Yedikule’de Arif Kızıltay tarafından işletiliyor. İçerisinin 100 yıllık anason koktuğunu düşünen Kızıltay, film çekimleri sırasında meyhaneyi kapatmamasının sebebini şöyle açıklıyor: “Dükkânı bir tek masa 100 milyar verse yine kapatmam. O bir seferlik ama müşteri hep lazım.”

6. Beşçeşmeler Simit Fırını (1810) 

Burası I. Dünya Savaşı sırasında ekmeklerin çeyrek altın karşılığında satıldığı fırın. 100 yıldır simit üretilen Beşçeşmeler Simit Fırını’nın ilk sahibi Fatma Kadın. Fırının üçüncü sahibiyse Savaş Toraman. Toraman, saat 18.30’a kadar taze simidin çıktığı fırının kalitesinin korunması için başka şubesinin açılmayacağını söylüyor.

7. Sabuncakis (1874) 

Evi Sabuncakis markanın dördüncü kuşak temsilcisi. Sabuncakis’in dedesinin babası İstanbul’a Girit’ten gelmiş. İstanbul’da sadece işporta çiçekçileri görünce Dolapdere’de 18 dönümlük bir bahçe alarak çiçek üretmeye başlamış. Atatürk’ün dedesine verdiği dükkanlarla Ankara’da da çiçekçilik yaptıklarını söyleyen Sabuncakis, ailenin erkeklerinin hep çiçekçilik yaparak markaya sahip çıktıklarını ifade ediyor.

8. Meyer Objects (1878) 

Alman Johenn Meyer, Sultan Abdülhamit için namaz vakitlerini gösteren bir saat geliştirmiş. Meyer’in torunu Wolfgang Meyer’in ardından kurumu Nahsen Bayındır devralmış. Meyer Objects’in bugünkü sahibi ise Nahsen Bayındır’ın oğlu Onur Bayındır. Bayındır, kendisine aktarılan tek kuralın “saatlerinin ömür boyu garantili” olması gerektiği kuralı olduğunu söylüyor.

9. Ses Tiyatrosu (1885) 

Halep Pasajı’nda bulunan Ses Tiyatrosu mimar Campanaki tarafından 1885’te yapılmış. Ses Tiyatrosu 87 yıl boyunca tiyatro olarak hizmet verdikten sonra 17 yıl da erotik ağırlıklı sinema olarak devam etmiş. Bir dönem sirk olarak da hizmet verdiği söylenen Ses Tiyatrosu, 1989’da Ferhan Şensoy’un hisselerini satın almasıyla yeniden faaliyete geçmiş. Böylelikle birçok efsane gibi Münir Özkul’un da profesyonel olarak çıktığı ilk sahne olan tiyatro, 1989’da onu yeniden sahneye taşımış. Ses- 1885 Ortaoyuncular Tiyatrosu ise günümüzde hala aktif.

10. Boybeyi Mücevher (1881)

Boybeyi Mücevher’in başında şu anda kurumun dördüncü kuşak temsilcisi Mete Boybeyi bulunuyor. Maddi açıdan zarar etseler bile müşteriye her zaman içtenlikle davranmak gerektiğini ifade eden Mete Boybeyi, bunun kendilerine dedelerinden kalan bir nasihat olduğunu söylüyor. Boybeyi’ne göre; uzun soluklu bir marka olmanın sırrı da burada yatıyor. Boybeyi Mücevher’in ürettiği Hürrem yüzükleri benzerleri ve imitasyonlarıyla dışarıda 1 milyondan fazla satılmış.

Kaynak: Hürriyet

 

 

Paylaş:

Sizin tepkiniz nedir?

Komik Komik
0
Komik
Muhteşem Muhteşem
14
Muhteşem
Acıklı Acıklı
0
Acıklı
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Korkunç Korkunç
0
Korkunç
Şoke Şoke
8
Şoke
Tugce Aycin