Uyanın! Hayat Adı Verilen Küçük Fırsatı Kaçırıyorsunuz!

3 dakikada okuyabilirsiniz


Kendimizi kaptırdığımız rutin işleyişin içinde bir şeylerin ters gittiğini düşündüğünüz oluyor mu? Aslında yapmam gerekenler bunlar değil ve ben burada oyalanırken yaşamam gereken hayat bir şekilde benden habersiz tükeniyor. Çevremdeki gereksiz gürültüler, duymam gereken şarkının ritmini bozuyor. Işık kirliliği ışıl ışıl gülümseyen yıldızları görmeme engel oluyor. Peki yanlışı nerede yapıyorum?

İşte tam da bu sorgulamalar içerisindeki bir adamın eğlenceli hikayesine sizleri davet etmek için yazıyorum.

Bay Evet (Yes Man) 2008 yapımı, başrollerinde Jim Carrey (Carl Allen) ve  Zooey Deschanel (Allison)’ı izlediğimiz güldürürken vermek istediği mesajları da bizlere iletmeyi ihmal etmeyen bir komedi filmi. Klasik Jim Carrey filmlerinden birini izliyoruz yine. Her şey sıradan başlıyor, baş rolümüz günlük alışkanlıklarıyla uğraşırken sıkılmaya başlıyor ve olaylar eğlenceli bir şekilde gelişirken araya ufak bir aşk sıkıştırılır, hikayenin seyri romantik komedi bir hal alır.

Jim Carrey namı diğer Carl, bankada çalışan, başından başarısız bir evlilik geçmiş ve hayatını ona sunulan her seçeneği reddederek devam ettirmeye alışmış sıradan bir memurdur. Arkadaşlarını, sokakta gördüğü insanları, alakasız internet reklamlarını, yaşlı komşusunun taleplerini… En basitinden en önemlisine kadar her durumun dışında hayır diyerek yaşamak etrafına ördüğü duvarların giderek daha da yükselmesi onu yeni arayışlara sürüklemeye başlıyor.

Film bu ya, tam o anda  tesadüfi bir seminere sürükleniyor ve hayata bakış açısını evrenle yaptığı bir anlaşma ile tamamen değiştiriyor. Artık önüne gelen her teklife evet demek zorundadır.

Belki denk gelmişsinizdir kişisel gelişim kitapları olsun seminerleri olsun slogan hep aynıdır : “Hayır demeyi öğrenin!”

Çünkü verilen mesaj istemediğiniz şeyleri sırf başkalarını memnun etmek adına yapmak zorunda değilsiniz. Ufak bir bencillikle kişisel gelişimimizin tamamlanacağına inanan uzmanları da andıktan sonra filmde yapılan bu göndermeyi de takdir etsek yeridir.

Ancak asıl önemli nokta ne zaman evet ne zaman hayır dememiz gerektiğini bilmekten geçiyor. Filmde de bir kaç kez tekrarlanan şu replik  aslında genel mantığı özetliyor:

“Sadece istediğin için evet de”

Bu dengeyi sağlayamayan ana karakterimiz bir süre sonra bocalamaya başlıyor. Kendinden ödünler veriyor. Bunlar arasında takma dişleri olan komşusuyla yakınlaşmak, İranlı bir kadınla internetten tanışmak gibi eleştiriye açık ve gereksiz bulunacak sahneler de filme bakış açısını bir derece etkiliyor. Bazen ırkçılığa vardırılan espriler güldürmediği gibi antipatik de sayılabilecek düzeyde. Süresi itibariyle ise sıkmadan ve uzatmadan yeteri kadar zamanda filmin anlatılıp bitirilmesine artı puan verebiliriz. Harry Potter göndermesi ise tebessüm ettirir nitelikte.

Özetle filmden aldığımız dersler:

  • Hayata “hayır” diyorsan yaşıyor sayılmayacak bir ölüsün.
  • Bahaneler kendine ve çevrene sadece zarar verir.
  • Eğer yaşadığın kapalı kutuda uyumaya devam edersen hayat adı verilen küçük fırsatı kaçırırsın.
  • Hareket etmeden herkes fotoğraf çekebilir, asıl marifet koşarken en güzel kareyi yakalayabilmekte.
  • Ve son olarak Dünya bir oyun bahçesi. Çocukken bunun farkındasındır ama geçen zaman içinde herkes unutuverir. Farklı olmak adına çık ve oyna!                                                                                                                               

Artılarına ve eksilerine baktığımda tavsiye edilir nitelikte olduğunu ve film bittiğinde yüzünüzde kocaman bir tebessüm bulacağınızın teminatını verebilirim.

Paylaş:

Yorum Yap

Sizin tepkiniz nedir?

Komik Komik
21
Komik
Muhteşem Muhteşem
60
Muhteşem
Acıklı Acıklı
1
Acıklı
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Korkunç Korkunç
0
Korkunç
Şoke Şoke
7
Şoke
Nazli Can Korkmaz
"Tel cambazı istiyordu ki dünya istediği gibi olsun. Bile bile aldanmaya vardırıyordu işi. Ama olmuyordu kendisi vardı."