Turgut Uyar, Ece Ayhan ve Ötekilerden Aşka Dair Aforizmalar

5 dakikada okuyabilirsiniz


En kutsal örgütlenme biçimi olmasaydı eğer, boşuna Ece Ayhan bu kadar durur muydu üzerinde? Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler. Bunca şair yanılmış olamaz dedirten türden aşık olduğu insanı kutsallaştıran kelimeleri bir araya getiren şair kesiminin o güzel dünyasına bir bilet alıp düşsek ya yollara. İlk durak ‘Göğe Bakma Durağı’nın asil yolcusu Turgut Uyar.

“Ey dünya kuşkusu gözleri maden sana
Görkemli bir kente bakar gibi bakarım
Bağışla.”(Yaza Girmeden Yazda)

“İşte elagözlüm, sırılsıklam
Boğazıma kadar aşka batmışım.
Ne kadar şarkı dinlemişsem ömrümce,
Hep senin niyetine tutmuşum.

…İşte elagözlüm sırılsıklam,
Tepeden tırnağa sevdalıyım.
Başıboş aşka bırakmışım kendimi,
Neyleyim.
“(Bitmemiş Şiirler 2)

“…Ben nasıl olsa sarhoş olurum
Başımda, gözlerimde, iliklerimde sevda.
Ne şarap, ne rakı bu başka
Hiçbir şey benzemiyor aşka,
Her ne zaman bir şarkı dinlesem, sevdalı
Bir hoş olurum…”(Bitmemiş Şiirler 3)

“…Seni aldım bu sunturlu yere getirdim,
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım,
Bana dönesin diye bir bir kapattım.
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç.
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin.
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat,
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım.”(Göğe Bakma Durağı)

Turgut Uyar’dan sonra şiirlerinin özneleri ortak olan başka bir aşık karşılıyor bizi ikinci durakta elinde “Yerçekimli Karanfil”i ile.Edip Cansever’in naif satırlarını saygıyla selamlamalı:

“Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde

Oysaki seninle güzel olmak var.

Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle,

Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil .

Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk

Birleşiyoruz sessizce. “(Yerçekimli Karanfil)

“Başka değil, anlaşıyoruz böylece.
Yaprağın daha bir yaprağa değdiği,
O kadar yakın, o kadar uysal.
Elleri getirin elleri.
Diyorum, bir şeye karşı koymaktır günümüzde aşk
Birleşip salıverelim iki tek gölgeyi.”(Gözleri)

“Seni günlere böldüm, seni aylara
Daha yıllara, yüzyıllara böleceğim
Ve her zaman söyleyeceğim ki beni anla.
Böyle eskitilmiş de olsa bu kalbi
Minesi çatlamış bir diş gibi durduracağım karşısında.”(Seni Günlere Böldüm)

“Dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde?
Beklesem hemen gelecek olduğun,
Tam öyle olduğun.
Oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda
Kırık dökük de olsa yanımda.”(Uzak Yakınlık)

“Seni unutarak baktığımda bile
Dünyanın her yerlerinden geçiyorsun.
Yayılıyorsun kalabalıklara
Yalnız yayılmak mı?
Aşkın en büyüğü, en dayanılmazı demeli buna.

Özlenirsin, alabildiğine varsın da
Daha da var oluyorsun gün günden.
Olgun bir meyva gibi güleceksin zamanla
Bir kadın da değilsin, bir kişi de değilsin,
Bir kuş olsa mavilik derdi buna.”(O Mavilik Derdi)

Üçüncü durağımız ise yolun kaçınılmaz noktası olan Cemal Süreya.Kendine has betimlemeleri ile aşık olduğu kadını hem güvercin gibi görüp hem ‘Üvercinka’ diye başka dünyadan çekip aldığı bir kelime ile anlatan bu naif şairin dizeleri de bizleri samimiyet ile karşılıyor:

Biliyorum sana giden yollar kapalı,
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni.

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi.

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini.

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli.

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki.

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği.

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki.

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor,
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini?

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri.

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki.

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki.

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri.”(Sana Giden Yollar Kapalı)

“…İki çay söylemiştik orda, biri açık,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni…”(Mutsuzluk Gülümseyerek)

“…Kim istemez mutlu olmayı ,
mutsuzluğa da var mısın?”(Özür)

“Kuşlar toplanmış göçüyorlar
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Seni o kadar yakından görünce,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni…”(Keşke Yalnız Bunun İçin Sevseydim Seni)

Tabiri caizse “Çiçek Kokulu Adam” diye nitelendirmek isterim ben Özdemir Asaf’ı.Şiirlerini her okuyuşumda dizelerin arasından usul usul odaya yayılan çiçek kokusunun sebebi Asaf’ın içinde barındırdığı bahçeler olsa gerek.Yolculuğun dördüncü durağı olsun o halde bu bahar bahçe şiirler:

“Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç…
Sana diyeceklerim söylemekle bitmez.
Yıllardır yaşamamdan çaldığım zamanlar,
Adına düğümlendi.
Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç…
Başka şehirleri özleyelim orada seninle.
Bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar
İkimize yetmez.”(Tentation)

“Yüzümde hüzünden gölgeler varsa,
O hüzün yüzündendir olsa olsa…”(Oranda)

“Sen bana bakma,
Ben senin baktığın yönde olurum.”(Yön)

“Seni bulmaktan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep, hep yeniden başlamak isterim.”(Akıl Gözü)

“Bir sevgiyi anlamak
Bir yaşam harcamaktır,
Harcayacaksın.”(Seni Saklayacağım)

Yolu aşktan geçmiş şairlerin yoldaşlığı ile çıktığımız yolculuğa  şimdilik Ece Ayhan’ın olduğu durakta son veriyoruz.Ece Ayhan’ın da dediği gibi: “Şiir de, duraklarda, dinlenirdir, dinlenir.”Hayli yorulduk dinlenmemiz gerek.Belki tekrar başka bir yolculuğa çıkabilecek kuvveti bulabiliriz kendimizde.Fakat o güne kadar hoş kal,hoşçakal sevgili okur.

“…Erkek ölümden konuşuyoruz yeni ormanlardan
dahi “dikeni seven gülüne katlanır bir kadın”dan…”(Orta İkiden Ayrılan Çocuklar İçin Şiirler)

“…Ne zaman elleri zambaklı padişah olursam
Sana uzun heceli bir kent vereceğim.
Girilince kapıları yitecek ve boş!

Azizim, güzel atlar güzel şiirler gibidirler
Öldükten sonra da tersine yarışırlar, vesselam!…”(Zambaklı Padişah)

“Şiirimiz karadır abiler.

Kendi kendine çalan bir davul zurna
Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan,
Taşınır mal helalarında kara kamunun
Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir.

Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler!”

 

Paylaş:

Yorum Yap

Sizin tepkiniz nedir?

Komik Komik
0
Komik
Muhteşem Muhteşem
5
Muhteşem
Acıklı Acıklı
3
Acıklı
Kızgın Kızgın
1
Kızgın
Korkunç Korkunç
0
Korkunç
Şoke Şoke
0
Şoke
Nazli Can Korkmaz
"Tel cambazı istiyordu ki dünya istediği gibi olsun. Bile bile aldanmaya vardırıyordu işi. Ama olmuyordu kendisi vardı."