Ressam Sezai Kara- Senfoniler Saklı Tablolarında

4 dakikada okuyabilirsiniz


Ressam Sezai Kara
Ressam Sezai Kara

Ressam Sezai Kara

Senfoniler Saklı Tablolarında

Mimar Taut. Memleketimize harika yapılar bırakan dev sanatçılardan. Ankara’da çalışırken oğluna mektup yazmış ve yaptığı işi;
“Bir senfoninin notalarını yazarcasına işliyorum.” şeklinde tanımlamış.
Ressam Kara. Bir tablosunu anlattı. Açık, koyu renkler veya bir renk, örneğin sarı. Belli aralıklarla tekrarlanıyorlar. Notalar gibi.
“Bir ritim oluşturuyor.” diye tanımlıyor…

Sezai Kara

Gümüşhane’de doğmuş. Hemen ardından Ankara’ya gelmişler. O gün bugündür Ankaralı. Baba evi Tuzçayırda’ymış. Evlenmiş. Yine Tuzluçayır’da…
İlkokuldan Mürsel Öğretmen’ini, ortaokuldan, bir yüksek köy enstitülü, Halise Apaydın’ı unutmuyor. Resim yapıyorsa onların ilk harcın onlardan olduğunu vurguluyor.
Ankara Üniversitesi Psikoloji bölümünü bitirmiş.
“Kendimi tanımak için gittim.” diye açıklıyor psikolojiyi seçme nedenini.

Kayıhan Keskinok ve Gazi

Üniversitede. Psikoloji kitapları kolunda, resim aklında, gönlünde…
Gazetede Ressam Kayıhan Keskinok’un atölyesinde resim kursu açılacağı haberini okumuş. Koşmuş, kaydolmuş. Başlayana dek kursun kapısını aşındırmış.
“Keskinok’un ilk özel öğrencisi ben oldum” diyor gururla. O günleri hiç unutamamış.
Keskinok, dönüm noktası olmuş. Resme başlamaya ve hiç bırakmamaya karar vermiş…
“6 ayda bitiririm” diye düşündüğü dersleri 6 yılda bitirmek istememiş! O yıllara ait çalışmalarını, Keskinok’a ait çizimlerin de olduğu, sert kapaklı, kalın ciltli resim defteri yapmış. Heyecanla karıştırırken;
“Çok şey öğrendim.” diye özetliyor Rahmetli Keskinok ile geçirdiği günleri. Özlemle anıyor.

İkinci diplomasını Gazi Resim Öğretmenliği’nden almış. Çok yüksek puanla ve birinci olarak girmiş. Resimde diploması olsun diye okula kaydolduğunda, sergiler açan bir ressammış zaten…

“Putti Çeşmesi: Val d’Osne’den Ankara’ya Bitmeyen Geziler” adlı köşe yazımızı okumak için TIKLAYINIZ…

Merakları

Hep olmuş.
Plak… Raflar dolusu. CD de plak da dinliyor. 60’lar önemli diyor. Neşet Ertaş’tan Mozart’a, müziği keyifle dinliyor…
Futbol… SHÇEK (Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu) futbol takımında oynamış, kaptanlık yapmış.
Tiyatro… Hep hevesliymiş. Halkevleri’nde sahneye çıkmış.
Müzik… Hep sevdiğini söylediği müzikten hiç kopmamış. Mahallede iyi çalanlardan gördüğü bağlamada ustalaşmış… İskender Özçelebi. Klasik gitar sanatçısı ve eğitmeni. Üniversite yıllarından beri arkadaşı.
“İçsel ve toplumsal sıkıntılarımızdan gitar-saz dinletileriyle sıyrıldık.” diyor. Can Dostunun fırçası kadar sazının da güçlü olduğunu ekliyor.

Sinema… Çocukken senaryolar yazar, kafasında kurgularmış. Hatta eyleme dönüştürürmüş. Burası ayrıca hoş. Detaylandırmadan geçemeyeceğim. Evlerinin bodrum katı. Karanlık. İyi bir sinema mekânı olur hesabı yapmış. Mumlarla aydınlatmalarla tam sinema ortamı! Filmin gün ve saatini belirten afişler hazırlamış, sokaktaki ağaçlara yapıştırmış. Mahallenin afacanlarını toplayıp, çizip kestiği Karagöz Hacivat’ı perdede oynatmış…
Kitap… Okumayı çok seviyor. Kitaplığında sanat kitaplarının yanında tarih kitapları ve romanlar var. “Her zaman mutlaka okuduğum bir kitap olur.” diyerek kitap tutkusunu dile getiriyor.
Resim öğretmenliği… Okullarda kısa yapmış ama atölyesindeki dersleri hep var. Atölyesi Emek’te. Adresi yazının sonunda…

Çalışkan

Titiz ve düzenli. Gece gündüz demeden çalışıyor.
“Bir el çizmek için 3000 tane çizmeli” diyor. Çizdiklerini gösteriyor…

Sezai Kara

Tabloları

Sezai Kara

Resme ilk başladığı zamanlarda empresyonistlerin ışık-gölge oyunlarına hayran kaldığını söylüyor. “Resimde ruh olmalı” diyerek yapıyor.
Resimlerinde ışık çok önemli bir eleman olarak hemen fark ediliyor.
Zemini gözü yormayan, rahatlatan sadelikte.
Diğer tarafta zıt bir renkle zıtlık oluşturan.
Dikey, yatay veya diyagonal geometrik çizgilerin olduğu.
Aralarında renk tekrarlarıyla bir ritim yakalayan.
Sevgi ve doğayı; kadın, güvercin, çiçek, ağaç veya at ile işleyen.
Son zamanlarda kadının yanına erkeği de eklediği tabloları…

Sezai Kara

Atölyesindeki kursiyerlerinden Behiye Yaşa’ya
“Neden Sezai Kara?” diye sordum.
“Profesyonel, insancıl ve yetenekli bulduğum için” yanıtını verdi. 2 yıldır devam ettiği atölyeye,
“Ömrüm yettiğince, sağlığım elverdiğince gelmek istiyorum.” diye ekledi.

Sezai Kara
Behiye Yaşa ve Kara’nın Atölyesi’nde çalıştığı son resmi

Koleksiyoner Fatma Cesur. 20 kadar tablosunu almış.
“Kadının özgürlük duygusunu hatırlattığı için seviyorum Sezai Kara’yı” diyor.

Koleksiyoner Fatma Cesur ve Ressam Sezai Kara ile son Birleşik Ressamlar ve Heykeltıraşlar Sergisi’ndeki tablosunun önündeyiz

“Mustafa Ayaz ve Müzesi” adlı köşe yazımızı okumak için TIKLAYINIZ…

Kara’ya benden bir şiir!

Renkler; sıçrayarak dolaşan, ritim oluşturan.
Koyu veya açık ama destek için mutlaka ışık.
Bir de gözünüze takılan notalar silsilesi;
Do, re, mi, es! Fa, sol, la, si!
Kulağınızda çalınan bir resim senfonisi!

Sezai Kara Atölyesi

Telefon: 532 547 07 22
Adres:8. Cad. 79. Sk. Yeşiltepe Blok. 2. Blok No: 104 Emek/Ankara

Paylaş:

Yorum Yap

Sizin tepkiniz nedir?

Komik Komik
0
Komik
Muhteşem Muhteşem
0
Muhteşem
Acıklı Acıklı
0
Acıklı
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Korkunç Korkunç
0
Korkunç
Şoke Şoke
0
Şoke