Bir Bebeğin Ölümüne Neden Olup Sahibini İntihara Sürükleyen Pulitzer Ödüllü Fotoğraf’ın hikayesi

3 min


Pulitzer Ödüllü Fotoğraf sizce nasıl olmalı? Bunu size söylemeden önce sahibinden biraz bahsetmek gerekir. Kevin Carter,  Güney Afrika Cumhuriyeti , Johannesburg’da 13 eylül 1960 yılında doğdu. Pulitzer ödüllü fotoğrafçı ve Bang-Bang Kulübü üyesidir. Fotoğrafçılık kariyerinin büyük bölümünü, son yıllarını yaşayan Güney Afrika’ daki ırkçı Apartheid rejiminde geçirdi. Çektiği bir fotoğraf onun hayatına mal olup onu psikolojik bunalımlara sürükleyerek intihar etmesine neden oldu. Carter’ı intihara sürükleyen Pulitzer ödüllü fotoğraf hakkındaki hikâyeye bir göz atacak olursak…

Pulitzer Ödüllü Fotoğraf

Öncelikle Carter beyazların oturduğu bir mahallede büyüdü ve siyahların ırkçı beyaz devlet tarafından nasıl baskılara maruz kaldığına tanıklık etti. Bu da onu, fotoğraflarında daha çok yapılan vahşetlere yönelik konuları ele almasına neden oldu. 1980 yılında bir siyah garsonun barda askerler tarafından tartaklanmasında garson lehine tanıklık yaptı. 20 Mayıs 1983’te, Street’te 19 kişinin ölümü ve 250 kişinin yaralanmasına neden olan bombalı saldırıdan sonra gazeteci olmaya karar verdi.

Pulitzer Ödüllü Fotoğraf

Carter, fotoğraflarını “Fotoğrafların dehşeti  insanları korkutuyor ama sorun bu nedenle hep konuşuluyor” diye savunurdu. 1993 yılında, Bang Bang Kulübü üyesi arkadaşlarıyla birlikte  Birleşmiş Milletlere ait insani yardım gemisiyle Güney Sudan’daki bir kampa giderler.  Carter, bir süre kamptan uzaklaşır ve yerde sürünerek  kampa doğru ulaşmaya çalışan bir kız çocuğu ve onun ölmesini bekleyen bir akbaba görür.

Akbabayı korkutup kaçırmamak için yavaşça hareket ederek dünyanın konuştuğu o meşhur fotoğraf karesi olan, akbabanın  küçük kız çocuğunu yemek için  ölmesini beklediği kareyi çeker. Carter, fotoğrafı çektikten sonra kız çocuğuna yardım etmeden olay yerinden ayrılır. Kız çocuğuna ne olduğu konusu hakkında hiç kimse tam olarak bilgi edinemez.

Stanley Kubrick’in 17 Yaşında Çektiği New York Fotoğrafları Bizleri 1940’lı Yıllara Götürdü İçeriği İçin TIKLAYIN

Bu olaydan sonra Carter, yoğun eleştiri yağmuruna tutulur ve kendisini “Yardım görevlisi değilim sadece fotoğrafçıyım üstelik bulaşıcı hastalıklar nedeniyle hiç kimseye dokunmamamız konusunda uyarılmıştık” şeklinde savunur.

Tüm bu ağır eleştirilere dayanamayan Carter, 27 Temmuz 1994 yılında pikabını Johannesburg banliyösü Parkmore’ne sürer . Kulağına walkman takar ve park halindeki aracının içine egzoz gazı basarak intihar eder. Carter, öldükten sonra arkasında çevresindeki insanlara yazılmış olarak çok sayıda  mektuplar bırakır.

Ölümünden sonra bulunan notların bir tanesinde, “Kendimi normal insanlara yabancılaşmış hissediyorum. Objektif kapakları kapanıyor ve korkunç kan görüntüleriyle karanlık yerlere doğru geriliyorum” şeklinde bir yazı yer alır.

Paylaş:

Sizin tepkiniz nedir?

Komik Komik
0
Komik
Muhteşem Muhteşem
1
Muhteşem
Acıklı Acıklı
13
Acıklı
Kızgın Kızgın
2
Kızgın
Korkunç Korkunç
9
Korkunç
Şoke Şoke
3
Şoke
denizkızı