Mankurt Efsanesini Bir de Böyle Dinleyelim: “Gün Olur Asra Bedel”

2 dakikada okuyabilirsiniz


“Gün Olur Asra Bedel “ veya diğer ismiyle “Gün Uzar Yüzyıl Olur” romanı toplumun kalbine yerleştirilen yapaylık ile öz arasındaki derin uçurumun ve bu ikisi arasına sıkışıp kalmış olan insanın hikayesidir. Aytmatov Rusça yazmıştır bu romanı, orijinal adı “I Dolshe Veka Dlitsa Den” dir. Türkmenistan-Türkiye ortak yapımı olan, başrolünde Tarık Tarcan’ın oynadığı, senaryosu romanın Nayman Ana Efsanesi bölümüne dayalı, 1990 yılında çekilmiş “Mankurt” isimli bir de film uyarlaması vardır. Nobel ödüllü yazar Boris Pasternak’ın, İngilizcesi “Unique Days” olan meşhur şiirinden seçilmiş bir addır “Gün Uzar Yüzyıl Olur”. Yayınlandığı ilk zamanlarda birden çok sansüre uğramış ve adı sürekli olarak değiştirilmiştir. Sonunda bizim de gördüğümüz adıyla  yayınlanmıştır.

 Cengiz Aytmatov Gün Olur Asra Bedel

Roman, “Yedigey Cangeldin” adlı karakter etrafında döner ve “bir gün”ü kapsar. Yedigey, cepheden bir şekilde mecburi dönüş yapmış bir askerdir ve eşiyle birlikte tanıştıkları Kazangap’ın desteğiyle, senelerdir bir tren istasyonu aktarma merkezinde (Boranlı’da) çalışıyordur. Kazangap’ın ölümüyle tüm yaşamını sorgulamaya başlar. Cenazesini mezarına götürürken kendisinin ve milletinin geçmişini geri dönüşlerle gözlerinin önünden geçirir.

Kitapta Kırgızistan’ın kültürü, dilindeki değişik söyleyiş biçimleri, gelenek ve görenekleri başarılı bir şekilde yansıtılmıştır. Özellikle geleneklerine, milletine gönülden bağlı olan Yedigey karakteri üzerinden bunu çok rahatlıkla görebiliriz. Yedigey ve ailesinin yaşadığı Sarı-Özek bozkırı dışarıdan görünüşüyle tabir-i caizse “Allah’ın unuttuğu” çorak, yaşanılmayacak bir yerdir. Lakin romandaki anlatıma bakıldığında bozkırın görünmeyen yanları ve demiryolu kavramıyla iç içe oluşu, yazarın müthiş betimlemeleri sayesinde okurun, kafasında oluşturduğu tüm tabuları yıkar. O ıssız bozkır şartlarında bile mutlu olmayı bilen aileler, içinde bulunduğumuz imkanlara rağmen “memnun olamayış” halimizi ister istemez sorgulatır.

 Cengiz Aytmatov Gün Olur Asra Bedel

Neredeyse her bölümün başında yer alan paragraftaki “… Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre hesaplanırdı…” cümlesi ve  yine kitapta geçen “Sarı bozkırı bir uçtan öbür uca kesen ince bir şakak damarına benzeyen demiryolu” ifadesi, bozkır insanı için demiryolunun önemini ancak bu kadar iyi anlatabilirdi. Demiryolunun şakak damarına benzetilmesi, üzerinden geçen trenlerin kan işlevinde olduğunun göstergesidir  ki bu da trenlerin bozkırı canlı tutan yegane şeylerden biri olduğu anlamına gelir. Böylesine gerçekçi benzetmelerle de Aytmatov, bizlerin hayal dünyasına ışık tutuyor.

Romanda geçen Nayman Ana Efsanesi de bir başka etkilenilesi olay. Bu efsane “mankurt” ve “mankurtlaşma” kavramlarını dilimize kazandırmıştır demek yanlış olmaz. Mankurt, Aytmatov’dan sonra; geçmişini unutmuş, bedeniyle ve ruhuyla karşı tarafın buyruğu altına girmiş, belirli kesimlerce takdir edilmek için kendi değerlerine ve ailesine sırt çevirenlerin ortak adı haline gelmiştir.

Yalnızca “tek bir gün” çerçevesinde; hayatın dünü, bugünü ve yarınını çarpıcı bir şekilde gözler önüne serebilen Cengiz Aytmatov, bu eseriyle bizlere ustalığını yeniden ispatlamış oluyor.

Paylaş:

Yorum Yap

Sizin tepkiniz nedir?

Komik Komik
1
Komik
Muhteşem Muhteşem
8
Muhteşem
Acıklı Acıklı
2
Acıklı
Kızgın Kızgın
2
Kızgın
Korkunç Korkunç
1
Korkunç
Şoke Şoke
1
Şoke
Beyza Nur