Kayıp Kıta “Mu” ve Mustafa Kemal Atatürk

4 min


Türklerin kökeni Mu kıtasına mı dayanıyor? Atatürk özellikle Mu kıtası hakkında çok derin araştırmalar yaptı, ekip kurdu, elçiler yolladı peki ama neden? Mu kıtasının bir türlü çözülemeyen sırrını araştırıp, sizinle paylaşmak istedik.

Mu adlı kadim bir kıtanın bir zamanlar var olmuş olabileceği görüşünü James Churchward ileri sürmüştür. İngiliz subayı olan Churchward, Hindistan’a görevli olarak gitmiş ve orada, üzerinde değişik şekiller bulunan kil tabletler bulmuştu.

Mu kıtasının bir zamanlar Pasifik Okyanusu’nda bulunduğu ve birtakım doğal afetler sonucunda batmış olduğu düşünülüyordu. Churchward’ın iddiasına göre, Mu kıtasının batacağını öngörenler dünyanın çeşitli bölgelerine yayılmışlar ve Asya kıtasında kadim Uygur medeniyeti ile Amerika kıtasında kadim Maya medeniyetinin kurucuları olmuşlardır.

200 milyon yıl önce kıtalar birbirlerinden ayrılmaya başladıklarında, Mu kıtası da bir bağımsız ada olarak Pasifik Okyanusu’nda yerini almıştı. Ne yazık ki, bugüne kadar o noktada batık bir kara parçasına rastlanılmadı. Delil eksikliği Mu kıtasını gözden düşürmüş, varlığı hayal ürünü ve gerçekte var olmayan bir hipotez olarak kalmıştır.

Churchward’ın iddiasına göre, Mu kıtası 12 bin yıl önce batmış ve oradan dağılan insanlar günümüzün uygarlığını oluşturmuştur. Gerçekten de kadim Mısır, Maya ve Asya kültürleri arasında çarpıcı bazı benzerliklere rastlanılmıştır. Gerek kayalara kazılı simgelerde, gerekse mimari yapılarda ortak özelliklerin bulunuşu, kadim dönemde yaşamış köklü bir kültürün var olduğu görüşünü güçlendiriyor.

Mu kıtasının bir zamanlar var olup olmamasından bağımsız olarak Asya Kıtası’nda kadim bir kültürün varlığından söz edilebilir. Dünya dilleri incelendiğinde bazı ortak sözlere ve kavramlara rastlanılmıştır. Ural-Altay dil grubu, Asya, Avrupa ve Kuzey Afrika kıtalarında konuşulan dilleri etkilemiş olabilir. Ayrıca “Tanrı” sözünün yaygınlığına değinerek, farklı bölgelerde yaşayan insanların yaratıcıyı benzer sözlerle ifade etmelerinin tesadüf olamayacağı düşünülmektedir.

Türklerin kökenini ortaya çıkarmak Atatürk’ün en büyük isteklerinden biriydi. Osmanlı’nın son döneminde ve Cumhuriyet’in ilk döneminde Türklük akımları üzerine yapılan araştırmaları derledi. Maya diliyle Türkçe arasındaki benzerlik 1932’de emekli General Tahsin Bey’in dikkatini çekti ve Atatürk’e bu benzerlikten bahsetti. Mayalar Meksika’da, Türkler ise Orta Asya’dan gelmişlerdi ama Atatürk konuyla ilgilendi. Tahsin Bey’i Meksika’ya elçi olarak atadı.  Albay James Churchward, Hindistan’daki tabletleri Tahsin Bey’e bilgi olarak sundu. Bunlar da kayıp Mu kıtası ile ilgiliydi. Churchward bu tabletleri çözebilmek için 50 yıl çalışmıştı. Bu konuda 5 kitap yayınlamış bir uzmandı. Tahsin Bey, öğrendiklerini, bulduğu bilgileri düzenli olarak Atatürk’e rapor ediyordu. Atatürk, Churchward’a ait bu konu hakkındaki kitaplarını getirtti ve 60 kişilik bir tercüme heyetine Türkçe’ye çevirme emrini verdi. Daktilo edilerek Atatürk’e sunuldu.

Atatürk metinleri büyük bir dikkatle okudu. İnsanın yaradılışını anlatan bölümle özellikle ilgilenmişti. Mu’nun insanlığın ana vatanı olduğunu nüfusun 64 milyona çıktığını anlatan bölümlerin altını çizmişti. Tercümelerde Maya dili de dahil tüm insanların Mu dilinden türediği belirtiliyordu. Mu kıtasının batısını anlatan bölümde halkın “Ya Mu bizi kurtar” diye bağırdığına dikkat çekerek Mu’nun bir ilah adı olduğu sonucuna vardı. Atatürk, önce Türklerin kökenini ve Mu dilinin Türkçe ile bağlantısını incelemiş sonra da Mu sembollerini Latin alfabesiyle karşılaştırmıştı ve daha ilginç olanı ise Mu’nun demokrasi ile yönetildiğini ve güneş enerjisinin aydınlatmada kullanıldığını anlatan satırların altını çizmekle kalmamış, kendi notlarını da eklemişti. Bugün bu kitaplardan “Kayıp Mu Kıtası” ve “Mu’nun Çocukları” Anıtkabir kitaplığında kayıtlıdır.  Atatürk’ün Mu ile ilgili çıkardığı sonuçları ne yazık ki tam olarak bilemiyoruz.

Tahsin Bey, Meksika’daki araştırmalarında çok daha fazla bilgilere ulaşmıştı. Maya, Aztek ve İnka uygarlıkarında Türkler’in kullandığı eşyalara benzer eşyalar kullanılıyordu ve davullar, kalkanlar üzerindeki ay ve yıldız sembollerine kadar bizimkilere benziyordu. Tahsin Bey, çalışmalarını belge ve fotoğraflarla 3 ciltlik defter olarak toplayarak Atatürk’e gönderdi.  Bu defterlerde dini tören, ibadet ve tapınakların bile şaşırtacak kadar benzerliği yer alıyordu.

Atatürk’ün 6 ay gibi bir sürede Türkçeyi Latin harflerine kavuşturacak kadar bilgili ve yetenekli olduğu düşünülürse, onun kesinlikle sıradan bir dil bilimci ve tarihçi olduğu düşünülemez.

Mu kıtası eğer var olduysa, kalıntıları Pasifik’in derinliklerindedir.

Paylaş:

Sizin tepkiniz nedir?

Komik Komik
4
Komik
Muhteşem Muhteşem
15
Muhteşem
Acıklı Acıklı
3
Acıklı
Kızgın Kızgın
4
Kızgın
Korkunç Korkunç
4
Korkunç
Şoke Şoke
16
Şoke