Hiç Tanımadığınız Yönleriyle Sanat Güneşi Zeki Müren Kimdir

5 dakikada okuyabilirsiniz


Sesiyle, duruşuyla, zarafetiyle, muazzam Türkçesi, renkli kostümleri ve en önemlisi sahnelerde yaptığı devrimlerle 7’den 70’e herkesin aşina olduğu bir ismi anlatacağım sizlere.  Sönmeyen bir ışığı, sanatımızın güneşi Zeki Müren’i.  Aslında Zeki Müren kimdir sorusu pek de mantıklı değil. Çünkü birçok yerde okudunuz hayatını, birçok filmde karşınıza çıktı, birçok eseri onun sesinden dinlediniz. Ancak  adını ansiklopedilere bile yazdıracak kadar önemli birini tanımak kolay değil.

6 Aralık 1931 yılında Bursa’da doğmuştu. Öylesine iz bıraktı ki sanat dünyamıza, 6 Aralık günü 2012’den itibaren “Türk Sanat Müziği” günü olarak kutlanmaya başladı.

Zeki Müren Kimdir?

Daha ilkokulda sesiyle dikkatleri çekmişti, hocaları dersi bölüp, şarkılar söyletirdi Zeki’ye. İlkokul ve ortaokulu Bursa’da bitirdikten sonra İstanbul’a taşınma arzusunu da yerine getirdi. Boğaziçi Lisesi’ne yazıldı ve okulunu birincilikle bitirdi. Şimdinin Mimar Sinan Üniversitesi olan İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. Yüksek Süsleme Bölümü Sabih Gözen Atölyesi’nden mezun olduğunda yeteneğini ve öğrendiklerini sahnelerde de sergileyeceğini kimse tahmin etmemişti.

Müzik kariyeri de üniversitede başlayacaktı. TRT İstanbul Radyosu’nun düzenlediği solist sınavını birincilikle kazandı. İlk canlı radyo konseriyle halka açılamamıştı belki ama Hamiyet Yüceses’in tebriklerini kazandırmıştı ona. Şükrü Tunar onu plak fabrikasına götürüp, kendi eseri olan “Muhabbet Kuşu” şarkısını plağa doldurmasını sağladığında ise Anadolu, “Paşa”sıyla tanışmıştı.

Müren sadece bir icracı değildi. Beste ve güftedeki hünerini de gösterecek, tepeden tırnağa bir sanat insanı olduğunu kanıtlayacaktı. Şimdi Uzaklardasın, Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin, Yasemen, Uzun Yıllar Bekledim, Bahçevan gibi eserler onunla girdi hayatımıza.

1953’e gelindiğinde sahne yaşamı başlayacaktı onun için. Sesiyle kendini kanıtlamıştı ama en büyük devrimini de sahnelerde gerçekleştirdi Zeki Müren. Işıltılı kostümler, şovlar… Bütün kostümlerini kendi tasarlayacaktı, gökkuşağının bütün renklerini barındıran; nakışlı, pırlantalı, boncuklu elbiseler, kısa şortlar, topuklu ayakkabılar. Her kostüme de ruhunda bıraktığı ize göre bir isim verecekti.  Saz heyetini tek tip giydirmek de onun fikriydi, T podyum kullanmak da. Ancak her şeyin bir usulü vardı. Sahneye takım elbiseyle çıkılır, klasik eserler seslendirilir; ara taksimin ardından ışıltılı kostümler giyilir, son çıkan eserler seslendirilirdi. O sahnedeyken konuşulmazdı, şarkı söylerken garsonlar servis yapamazdı. Alt kadroyu Zeki Müren belirlerdi. Gazino patronlarıyla da asla yazılı anlaşma yapmazdı, “Zeki Müren” sözü verirdi. Londra’daki Royal Albert Hall’da konser veren ilk Türk olmak da, ilk “altın plak” ödülünü kazanmak da ancak böyle bir isme yakışırdı zaten…

Bir Maksim Gazinosu gecesinde “Cumhurbaşkanı gelecek, mini eteğini giyme!” uyarısına başta “evet” dese de “Turkuaz Sultan” isimli mini elbisesiyle sahneye çıkacak, gece bitiminde sinirle yanına gelen Fahrettin Aslan’a cevabı “Ne yapayım Fahri abi, cumhurbaşkanı geliyor diye sahne düzenimi mi değiştireyim?” olacaktı.

Sinemalarda da çıkmıştı karşımıza. Tam 18 tane filmde rol aldı. Zeki Müren bu, sinemada da devrim yapmazsa olmazdı. O dönemde oyuncular bile kendi seslendirmesini kendi yapmazken, Zeki Müren kendi sesini kullanmayı tercih etmişti. Bazen bir dövüşçü, bazen platonik bir aşık, bazen bahçıvan,  bazen katip, bazen ise çapkın karakterlerle çıktı karşımıza.

İşte o filmlerden birinde söylediği “Mühür gözlüm” şarkısını Neşet Ertaş duydu, yorumladı. Öyle güzel bir yorumdu ki bu, Zeki Müren, Neşet Ertaş’ın dilinden dinlediğinde “olamaz böyle bir ses” diye haykıracak, başını duvarlara vuracaktı.

Merak edilen bir yönü de tercihleriydi. Bunu da açıklamadan gitmeyecekti.

“Eşcinsel anlamında kullanılan “gay” sözcüğünün lugat anlamı “neşeli”. Sanat anlamında dünyanın ünlülerini tetkik ettim. Yüzde 80’i, hatta daha fazlası gay. Demek ki iki ruhu da taşıyor. Ben buna hata demiyorum, ruh zenginliği diyorum…”

Kimse de hor görmeyecekti onu, tam tersine bağrına basacaktı. Mini etek giyen, ruj süren bu adam her zaman kalplerde “Sanat Güneşi” olmaya devam edecekti. Saygısı, sevgisi, tevazusu ile kendini topluma çoktan kabul ettirmişti.

Paşa’yı alkışlardan, sahnelerden koparan ise sağlığı oldu. 80’li yıllar onun için zor yıllardı. İki defa kalp krizi geçirdi, yüksek tansiyon ve şeker hastalığıyla mücadele etti. 1984 yılına gelindiğinde Bodrum Antik Tiyatrosu’nun restorasyonuna harcanmak üzere Bodrum Kalesi’nde son konserini verdi.

Sahnelere veda ettikten 4 yıl sonra bir gazetecinin “Şöhret size çok şey getirdi,ya götürdükleri?” sorusuna “Şöhret bana yüce halkımızın teveccühleriyle, büyük alkışlarını kazandırdı. Elbette ki bu meyanda maddi durumumu kazandırdı. Her şey karşılıklıdır. Ben de çok sevdim,çok saydım dinleyicilerimi,izleyicilerimi. Mukabilinde bedelini kalbimle ödedim maalesef. Kalbim yoruldu ve bu olay 25 sene süren sahne stresinden ileri geliyor dedi doktorlar bana. Ve 4 senedir sahnelere veda ettim. Kalbimi verdim. Çok şey aldım ama kalbimi verdim,efendim” cevabını vermişti Müren. Öyle de oldu. Kilo almış ve yıpranmıştı. Böyle hatırlanmak istemediği için 6 yıl boyunca gazetelere, radyolara ve televizyonlara çıkmadı. Eskiden hayranlarının mektuplarına kendi elleriyle tek tek cevap veren Müren, artık mektuplara bakmıyor, telefonları açmıyordu.

Yıllar geçecek, tarihler 24 Eylül 1996’yı gösterdiğinde “Paşa” yıllar sonra halkı selamlayacaktı. Hayat bulduğu TRT onun için özel bir gece düzenleyecek, TRT Ankara radyosunda ilk şarkılarını söylediği mikrofonu armağan edecekti. Bu özel programın sonu acı bitecekti. Fenalaştığını hissedecek, seyircilerinin önünde düşmemek için Hülya Aydın’ın koluna sıkıca sarılacak ve kulağına “Ellerimi sıkı tut Mimozam” diyecekti. Programa verilen arayla makyaj odasına gitmesi bir olacaktı, kameralardan uzaklaşıp odaya girer girmez yere yığılacaktı. “Sanat güneşi”, doğduğu TRT çatısı altında ölümsüzlüğe ulaşacaktı… O gün giydiği kostümün ismi de sonradan öğrenilecekti; Son Gece…

“Şimdi uzaklardasın, gönül hicranla doldu…”

“Sesi ve Kişiliği ile Gelecek Vadeden Bir Yetenek: Ece Mumay” adlı içeriğimize ulaşmak için TIKLAYINIZ..

Paylaş:

Yorum Yap

Sizin tepkiniz nedir?

Komik Komik
2
Komik
Muhteşem Muhteşem
67
Muhteşem
Acıklı Acıklı
12
Acıklı
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Korkunç Korkunç
3
Korkunç
Şoke Şoke
0
Şoke