Batı’da Var Bizde Yok mu? İşte Osmanlı Cadıları: Oburlar ve Cadı Vakaları

3 min


Sivri uçlu şapkası ve elinde süpürgesiyle bir imaj gördüğünüz gibi ‘e bu cadıdır” diyeceğinize eminiz. Tabii bu imaj bize tamamen Batı kültüründen aktarılarak gelmiş. “Onlarda var da bizde yok mu?” diyenlere, işte Osmanlı’da oburlar, vampirler, kara koncolozlar.

1)”Kan İle Beslenirler”

Seyahatnâme’nin Çerkezler’e ait kısımda Evliya Çelebi, obur denilen varlıklar üzerinde uzun uzadıya durmuştur. Ve bu varlıkları “meğer obur demek sehhar cazulara derlermiş” şeklinde tanımlamıştır. Oburların mezarlarından kalkıp, canlı ile beslendikleri rivayet edilmektedir.

2)Çerkez Oburları ile Abaza Oburlarının Savaşı

Yine Evliya Çelebi, Çerkez topraklarıyla Abaza toprakları arasında kalan Obur Dağı civarındayken bizzat şahit olduğu bir hadiseyi yazmıştır. Yüzlerce Abaza oburu ile Çerkez oburu gökyüzünde savaşmaktadır. Bu durumu Çerkezlere soran Çelebi şu cevabı alır “vallahi yılda bir defa böyle karakoncolos gecesi olur,  Çerkez oburları (cadıları) ile Abaza oburları göklere uçup ceng-i azim eder, vuruşurlar” cevabını alır ve korkmadan izlemesi tavsiye edilir. Kalabalık bir grup ile dışarı  çıkan Çelebi büyük ağaçlar, küpler tekneler, hasırlar araba tekerleri gibi nesneler üstünde uçarak savaşan oburları görmüştür.

3) Kara Koncolozlar İşeyerek Ve Tükürerek Hastalık Yayarlar

Türk inanışlarında da oburlara çok benzer olan kara  koncololar olduğunu belirten Evliya Çelebi, bir başka yerde kara koncoloz için “cadınun tam kendisidir” demiştir. Pertev Naili Boratav’a göre ise “kara koncoloz”, cadıdan farklıdır. Zemheride ortaya çıkıp, evlerdeki yiyeceklere tükürerek ya da işeyerek türlü hastalıklara yol açmakta bazen ise uyuyan kişiyi dışarı çıkarıp donmasına sebep olmaya çalışmaktadır. Cadı ise hortlayan ölü olup, mezarlardaki yeni ölüler ile beslenmekte bu yönüyle de Batı’daki vampirin karşılığı olmaktadır.

4)Cadı Yeniçeriler

Takvim-i Vekayi gazetesinin 6 Ekim 1833 sayılı nüshasında bir cadı avı haberinden bahsedilmektedir. Tırnova Naibi Ahmet Şükrü Efendi tarafından merkeze iletilen habere göre, bazı görünmez yaratıklar evleri basıp halka saldırdığından söz edilmektedir. Yapılan tahkikat sonrası bu yaratıkların cadı ya da öteki adıyla hortlak olduğu sonucuna varılmış ve cadı bulucu Nikola isimli gayrimüslimin yardımına başvurulmuştur. Nikola Tırnova mezarlığında iki mezar göstermiştir ancak bu mezarlar iki yeniçeriye aittir. Mezarlar açıldığında cesetlerin çürümemiş, büyüyüp kıllanmış ve tırnak boylarının uzamış olduğu görüşmüştür. Çözümün ise cesetlerin gövdelerine iki kazık çakıldıktan sonra kalplerinin haşlanıp ardından bedenlerin ateşe verilmesi olduğu söylenmiştir. Olayın Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından yedi yıl sonra gerçekleşmesi ise akıllara yeniçeriliği karalamak için böyle bir şey yapıldığı getirmektedir.

5)Edirne’de Cadı Vakası

1699 yılında Edirne’de öleli henüz üç ay olmuş bir kadının cadı olduğu iddia edilmiş, kadı mezarı açıp inceleme yapmak üzere dört kadın görevlendirmiştir. Kadınlar cesedin çürümemiş ve renginin kırmızı olduğunu söylemiş, bu da merkeze bildirilmiştir.

6)Yeniköy Mezarlığı’ndaki Cadı

1743 yılı Ağustos ayında Terkos’a bağlı Yeniköy Mezarlığı’nda bir cadı vakası yaşanmıştır. Naib  bunu merkeze bildirmiş ve cadının nasıl yok edileceğini sormuştur. Merkeze gönderilen ikinci haber ise cadının yakılarak yok edildiği ve bunun ile ilgili bir hüküm gönderilmesi olmuştur.

Kaynak:

Anonim Osmanlı Tarihi (1099-1116/1688-1704), haz. Abdülkadir Özcan, Ankara 2000

Takvîm-i Vekāyi‘, Sayı: 68 (21 Cemâziyelevvel 1249)

Aycibin, Zeynep, Osmanlı Devleti’nde Cadılar Üzerine Bir Değerlendirme

Paylaş:

Sizin tepkiniz nedir?

Komik Komik
2
Komik
Muhteşem Muhteşem
1
Muhteşem
Acıklı Acıklı
1
Acıklı
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Korkunç Korkunç
4
Korkunç
Şoke Şoke
1
Şoke
Can Birkan