Batı Yakasında Dans Tadında Bir Aşk Hikayesi

3 dakikada okuyabilirsiniz


Tesadüflere inanır mısınız? Ya da tesadüfün biraz daha kıdemlisi, mucizelere? Peki ya aşka?

Hüsrev Hatemi Aşka Reddiye Şiiri’ni şöyle bitirir:

“Ve aslı olmayan bir şeye,
Beni bunca yıl inandırdı diye,
Dargın öleceğim Fuzuli’ye.

Aşk yoksun sen seni biz uydurduk,
Saatleri unuttuk, aklımızca zamanı durdurduk.”

Yalanlarken bile aşkın varlığını kabullenmek olarak yorumlarım ben bu şiiri hep. Kimimiz inanmaz kimimiz gündelik telaşlar daha katlanılabilir hale gelsin diye aşk gibi umut gibi mucize gibi varlığı belli belirsiz hisleri tutamak olarak kullanır. Buradan aşk var ve mucizelerin adını anıyorsanız mutlaka gerçekleşecektir mesajı taşıyan bir filme geçmek istiyorum.

Batı Yakasının Hikayesi (West Side Story) 1950’li yılların sonunda New York sokaklarında yaşayan asi gençlerin romantik ve dramatik öyküsünü William Shakespeare’nin Romeo ve Juliet eserinin modern bir uyarlaması olarak ele alıyor.

Beyaz Perde’ye aktarılmadan önce defalarca müzikal olarak sergilenen hikaye 1961 yılında sinemadaki yerini alıyor. Film aldığı ödüllerle adından sıkça bahsettiren bir başyapıt haline geliyor. Öyle ki 10 Oscar ve Grammy ödülü ile 20’den fazla ödüle sahiptir. En son 2007 Akademi Ödülü’nü almış olan film, müzikal olarak Broadwayde yıllardır sergilenmektedir.

Filmin konusuna ve ilerleyişine dönecek olursak sokak çeteleri arasındaki güç yarışıyla bizi karşılayan film ilk on dört dakika boyunca bu çekişmeleri bize göstererek hikayenin içine bizi almamaktaki ısrarıyla  biraz sabrımızı sınar nitelikte. Ancak sonrasında hikayenin yavaş yavaş çözülmeye başlamasıyla izlenebilirlik kazanıyor.

Karakterlerin fazlalığı ve hepsinin hikayesinden ufak tefek ipuçları verilmesi de kafa karıştıran bir dezavantaj. Öyle ki bazen yan roller baş rolleri gölgede bırakıyor.

Filmin yapım yılı göz önüne alındığında görüntü kalitesinin düşük olmasını gözardı edebiliyoruz. Ancak dakikalarca siyah ekranda müzik dinlemek bir yerde sıkıcı bir hal alıyor.

Filmin ilk yarısında danslarla yumuşatılan dövüş sahneleri ikinci yarıda keskin bir şekilde daha kanlı bir hal almaya başlıyor. İlk yarı ile ikinci yarı arasındaki uçurum biraz daha yumuşatılabilseydi izleyiciden alacağı geçer not daha farklı olabilirmiş.

Filmimizin aşıkları Tony ve Maria’ya baktığımızda ise ümitvari şarkılar duyuyoruz. Tony güne başlarken neşeli tavırlarıyla şu sözleri tekrarlıyor;

“Bir mucize bekliyorum, gerçekleşecek. Bana geliyor.

Olabilir mi? Evet, olabilir. Bir şey geliyor, iyi bir şey.

Bekleyebilirsem.”

Maria ise evlenmek istemediği bir adamla abisinin zoruyla evlenmek üzeredir. Ancak baktığında dahi heyecan duymak istediği bir aşk arzuluyor. İster adına mucize diyelim ister basit bir tesadüf ancak abisiyle düşman olan sokak çetesinin eski üyesi Tony ve Maria umulmadık bir akşam karşı karşıya kalıyorlar.

“-Daha önce olmamış bir şeyin olacağını, olması gerektiğini biliyordum. Ama bu çok daha fazla.

-Ellerim soğuk… Seninkiler de.”

Filmin en güzel sahnesi desem haksızlık etmiş olmam sanırım. Tony ve Maria’nın birbirlerini gördükleri an her şeyin flu olup herkesin kaybolduğu ve sadece ikisine odaklanılan sahne aşkın ve mucizenin iç içe geçişini fazlaca güzel yansıtıyor. Herkese kör ve sağır olup yalnızca birbirlerine odaklanmaları sahneyi birkaç kez geri sarıp izleme sebebi olabiliyor.

Filmin arka planında ise sürekli tekrarlanan Amerika’da hiçbir şey imkansız değildir mesajı, göçmenler ve yerliler arasındaki çekişmeler, Amerika’nın iyi ve kötü yanlarına vurgu yapılması da gözden kaçmayan ayrıntılar arasında.

Sonuca bağlayacak olursak çeşitli çekişmeler, tebessüm ettiren replikler, hoş müzikler eşliğinde sergilenen danslar ve filmin sunduğu diğer sürprizleri görmek adına vaktinizi ayırmanız tavsiye edilir.

Paylaş:

Yorum Yap

Sizin tepkiniz nedir?

Komik Komik
2
Komik
Muhteşem Muhteşem
5
Muhteşem
Acıklı Acıklı
0
Acıklı
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Korkunç Korkunç
0
Korkunç
Şoke Şoke
3
Şoke
Nazli Can Korkmaz
"Tel cambazı istiyordu ki dünya istediği gibi olsun. Bile bile aldanmaya vardırıyordu işi. Ama olmuyordu kendisi vardı."