Arkadaşlık Üzerine Yapılmış Kaliteli Bir Filme Yolculuk Yapmaya Ne Deriz?

3 dakikada okuyabilirsiniz


Arkadaşlık nerede bitiyor, paylaşılan ortak değerler nerede sıfıra indirgeniyor ve siz ne zamandan beri bir yabancıya dost diye seslenmeye başlıyorsunuz bazen anlamak ve zaman biçmek çok kolay olamıyor. Aslında dost sıfatıyla seslendiğinizin bir yabancıya dönüşüm sürecini gözden kaçırmış olduğunuzu geç fark etmek desem daha doğru olabilir sanırım. Zamanın getirdikleri ve götürdükleri inkar edilemez. Bu ikisi arasında dengeyi sağlayabilen insanlar mutlu sıfatını hak ediyor. Terazinin kefeleri arasında bocalayanlar ise kaybettiklerine bir yenisi olarak zamanı da ekliyor ve aradaki fark kapanmayacak düzeylere ulaşabiliyor.

Son zamanlarda sözlerine fazlaca kıymet verdiğim bir tanıdığa istemeyerek hak vermeye başlıyorum ‘duyguların aldatıcılığı’ meselesi aklı seyahate çıkarmak ve bir insana lüzumundan  fazla değer yükleyerek hem kendimizi hem karşı tarafı ne denli zor durumlara sürüklediğimiz gerçeği yadsınamaz bir hal almaya başladı. Aslında mantık basit insanlar değişir, döngüye uyum sağlar ve bazen aynı yöne dönemeyen insanlar birbirlerini bir yerlere sürükleme çabasından vazgeçmek zorunda kalırlar.

Belki de gerçek dostluk tüm kusurlara rağmen bir şeylerin düzelme ihtimalini es geçmemekle başlıyordu veyahut hiçbirimiz gerçek dostlar olacak kadar sabırlı değildik. İki ihtimalden ikincisi daha akla uyar nitelikte. Miadı dolmuş insan ilişkileri tarihi geçmiş ilaçlar misali tedavi etmek işlevinden uzaklaşıp zehirlemeye başladığında kestirip atmakta sanırım asıl marifet. Beşeriyette var ettiğimiz hislerin sonlarını izlemek çok şaşırtıcı olmasa gerek, her gün bir ölümün şahidi olan faniler için fazla abartılı sonsuz hisleri düşlemek. Çokça çene yorup baş ağrıttıktan sonra buradan bir filme geçiş yapma arzusundayım.

Filmimiz Türkçe’ye “Kardeş Gibiydiler” ismiyle tercüme edilmiş özgün adıyla “Sleepers”. 1996 yapımı dram türündeki film Lorenzo Carcaterra’nın aynı adlı 1995 yılında yayımlanan romanının bir uyarlamasıdır. Türkiye’de başarılı bir şekilde bize yansıtılan Suskunlar dizisi de aynı konularla ekranlarda yerini almıştı bir zamanlar. Çocuk istismarı, dostluk ve çocukça eğlencelerin beklenmedik sonuçlar getirmesi ile hayatları tamamen değişen dört arkadaşın öyküsüne eşlik ederken Robert De Niro ve Brad Pitt gibi isimlerle karşılaşmak filmin kalitesini biraz daha üst sınıra yaklaştırıyor.

Filmin yer yer durağanlaşmasını ve film müziklerinin tabiri caizse vasat kalmasını göz ardı ettiğimizde filme kötü eleştiri yapacak bir durum kalmıyor. Hikayenin gerçek bir olaya dayanması ise izleyiciyi daha bir içine çekiyor. Çocukken hiç ayrılmadan her zorluğun üstesinden birlikte gelmeye uğraşan dört arkadaşın zamanla kendi yollarını çizip ayrı noktalara dağılmışken yıllar sonra intikam uğruna bir araya gelip unutamadıkları acılarının baş rolü olan gardiyanlara yaptıklarının bedelini ödetirken ki kararlılıkları ve artık kendilerini koruyup hesap sorabilecek güçte iken onların karşılarına çıkmalarına şahit olmak izleyiciye keyif verir nitelikte.

Çocukluk yıllarından beri ailelerinde olan sorunlar, yaşadıkları yerin tekinsiz ortamı içerisinde çıkmazlara giren kahramanlarımızın koruyucusu niteliğinde bir de Peder Bobby’i görüyoruz. Karaktere Robert De Niro hayat verirken günah yasak kavramları hakkında da bizleri düşündürmeden geçmiyor. “Haklı haksız kim? Doğru ne? Yanlış kime göre yanlış?” Sorularıyla boğuşan Peder yalancı şahitlik yapmak durumunda kalırken içindeki hesaplaşmaya şahit olup ne yapmalı sorusunu kendimize sormadan geçemiyoruz.

Her filmde olduğu gibi filmimizin içinde de aşk var. Bir aşk üçgeni içinde iki adam ve bir kadın, yarım kalmış hisler ve yarım yamalak bir ilişkiyi de bizlere sunan film vakit ayırıp izlenmeye değer nitelikte.

Paylaş:

Yorum Yap

Sizin tepkiniz nedir?

Komik Komik
0
Komik
Muhteşem Muhteşem
55
Muhteşem
Acıklı Acıklı
2
Acıklı
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Korkunç Korkunç
0
Korkunç
Şoke Şoke
1
Şoke
Nazli Can Korkmaz
"Tel cambazı istiyordu ki dünya istediği gibi olsun. Bile bile aldanmaya vardırıyordu işi. Ama olmuyordu kendisi vardı."