Angora’dan Ankara’ya (2)

6 dakikada okuyabilirsiniz


Angora'dan Ankara'ya (2)
Angora'dan Ankara'ya (2)

Angora’dan Ankara’ya (2)

Angora’dan Ankara’ya” başlıklı ilk yazımda 18. yüzyıla kadar, Angora yerleşiminin fiziki gelişimini ve ekonomik yapısını, günümüze kadar ulaşan çok kısıtlı kaynaklardan yararlanarak özetle vermiştim.  Bu arada, Fransız doğa bilimci Joseph Pitton de Tournefort’un, tüm zamanların bilinen en eski ve en güzel mekan tarif eden 1711 Angora Gravüründen bahsetmiştim. Şehri çevreleyen 3. Sur duvarını gösteren, yapıların yerlerini ve konumlarını bulmamızda kolaylık sağlayan bu belgeden sonra, bu yazımda da günümüze kadar ulaşan bir eski önemli belge olan Ankara Tablosu’ndan bahsedeceğim.

Ankara’nın Eski Bir Resmi

 Ankara’nın Eski Bir Tablosu

Ankara’nın bilinen en eski, hala pırıl pırıl korunan, renkli ve yapıların birebir yer ve konumunda resmedildiği bu tablo görülmeye değer.

Yaklaşık 500 yıl önce, 17. yüzyıl başlarında yapılan ve Hollanda’da Rijksmuseum ‘da bulunan Angora tablosu, büyük uğraşlardan sonra ülkemize getirildi. Hatta ben bu tabloyu görmek için Amsterdam’a gitmeyi düşünürdüm yıllardan beri.

Bu harika tablo ve Ankara’nın yüzyıllarca en önemli ticari meta olan “Sof ” culuk ve sof ürünleri; “Tarihi Dokumak : Bir Kentin Gizemi Sof Sergisi” ile birlikte  Çengelhan’ daki Rahmi M. Koç Müzesi’nde sergilenmekte… Ne kadar şanslıyız! Kent tarihine, kültürüne, geçmişe meraklı olanlardan hala gezmeyenler, görmeyenler varsa mutlaka gezmelidir.

Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (VEKAM), Rahmi M. Koc Müzesi Ankara işbirliğiyle, Ankara keçisinin tiftiğinden eğrilen iplikle dokunan tarihi Ankara sof kumaşını odağına alan sergiyle, Ankara’nın tarihinde çok önemli bir yere sahip bu ticari ürün ve tarihçesi ilgilileriyle buluşmuş.

Prof. Dr. Semavi Eyice; Ankara’nın o dönemde Halep’e benzetilecek kadar görkemli bir “Kale Şehir” olduğu, kenti çevreleyen üç sur bulunduğu, anıtsal yapıların yerleri ve konumları ile – bazıları günümüze kadar yok olsa da- belirlendiği bu tablonun detaylarını “Ankara’nın Eski Bir Resmi” adıyla kitabında yayınlamıştır. Semavi Eyice, 1972 yılında yayınladığı, “Ankara’nın Eski Bir Resmi, Tarihî Vesika Olarak Resimler, Ankara’dan Bahseden Seyyahlar, Eski Bir Ankara Resmi” adlı eserini okumayanlara tavsiye ediyorum. (Ankara. Türk Tarih Kurumu, Atatürk Konferansları  IV. ciltten ayrı basım.)

Tablonun alt kısmında bulunan ve şehir hayatını anlatan bu bölüm tablodan ayrı bir sahne olarak resmedilmiştir. Bilhassa 17. ve 18. yy.’da Avrupa’da şehir hayatı tabloları adı altında bir takım tablolar moda olmuştur. Bu tablolarda o şehirdeki hayat ne ise hepsi bir arada yansıtılmıştır.

Angora'da hayat
Yukarıdaki bölümde Angora’daki ticaret hayatı, esnaf ve sanatkâr loncaları görülüyor.

Kenarda büyük bir dokuma tezgâhı ve terazili beyaz sakallı bir satıcı var. Feraceli kadınlardan başka, pazarlık yapan, çünkü aralarında biri keseye davranmış vaziyette, bir takım tüccarlar da var. Hatta arada bir de dilenci ve dövüşenler de ihmal edilmemiş.

Herhalde çok sayıdaki bu kadınlar, yünleri yıkayıp hazırlayan işçilerdir. Çünkü ateş yanan bir ocak var. En kenarda büyük bir tezgâhta yünler dokunmaktadır. Ortada dua edildiğini görüyoruz. Belki de yıllık mahsulün satışı sırasında yapılan bir dini tören ile ilgili bir sahne. Resimde kadınların çokluğu Osmanlı devrinde tiftik endüstrisinde kadınların önemli yeri olduğunu gösteriyor.

Sof üretimi büyük bir ticari merkezin gelişmesine neden olmuştur ve kentin yüzyıllarca süren en önemli üretim ve ticari meta olarak “SOF” kültürel bellekte önemli bir yer tutmaktadır.

Sof üretimi ve ticareti, 16. yüzyıl Angora’sının ekonomik gelişiminin başlıca nedenlerinden biridir ve en önemlisidir. Şehir içi ve dışı ticarette, sof ve bazı kumaş ticareti büyük yer tutmaktadır. Bedesten ve çevresindeki ticari hanlar bu ticaretten paylarını çokça almış olmalıdırlar. Ticaretin artan bu gelişimi günümüze kadar yaşayan önemli bir kültür varlığı olan “HASAN PAŞA HANI” (Sulu Han) ve çevresinin de büyüyüp gelişmesine neden olmuştur.

“İki bin dükkânı vardır. Bir süslü Bedesteni bulunmaktadır. Çarşılarının çoğu yüksek yerdedir. Uzunçarşısı, Sipahi Pazarı, Kale Altı Pazarı, gayret kalabalık pazarlardandır”.

“Bedesten yapısı çok görkemlidir. Kıymetli mallar, taştan yapılmış ve çok kubbeli olan bu binada satılır”.

Ahiler Devrinde (13. ve 14. yüzyıllarda ) başlangıçta sadece debbağ, saraç ve kunduracıları kapsayan Ahi Örgütlerinin, giderek 24 üretim dalını kapsayacak biçimde genişledikleri saptanmıştır.

“Angora’dan Ankara’ya (1) adlı köşe yazımızı okumak için TIKLAYINIZ…

Angoura Gravürü
Paul Lucas’ın Seyahatnamesi’nde Angoura Gravürü – 1712

Ahi örgütlerinin üretimde bulunduğu zanaat dalları şunlardır: Çiftçiler, debbağlar, haytaplar, nalıncılar, dokumacılar, çulhacılar, hallaçlar, sandıkçılar, nalbantlar, destegâhçılar, bezzazlar, ipekçiler, şekerciler, demirciler, leblebiciler, aktarlar, pabuççular, göncüler, bıçakçılar, kuyumcular, ekmekçiler, berberler, keresteciler, yorgancılar. Bu üretim ve servisler, her biri belirli sokakta yoğunlaşmışlar ve sonraları gelişerek yayılmışlardır. Bu sokaklardan bazıları günümüze kadar ulaşmış ve belirli mimari tipoloji analizleri yapmaya olanak sağlamıştır.

1852 senesinde seyahate çıkan A. D. Mordtmann Ankara ticareti hakkında şöyle yazmış:

“Angora senede bir milyon okka tiftik yani Angora tiftik keçisi yünü ihraç eder. Okkası 60 kuruştur ki 60 milyon kuruş eder. (6 000 000 Florin). Angora keçisinin senelik verimi 450-500 000 kg’dır. Her keçi senede 1 okka verir, bu miktardan takriben 100 000 kilo Hollanda’ya gönderilmek üzere, memleketten işlenir. 45-50 000 kilo memleketin ihtiyacına harcanır, 300 000 kilo ham olarak, İngiltere’ye, bir miktar Marsilya tarikiyle Fransa’ya, Triyeste tarikiyle Avusturya’ya gönderilirdi. İngiltere aldığı yapağıyı, işledikten sonra (Kişmir) yapağı diye satar. Hollanda ve İngiltere’ye ihraç olunan yapağıdan şal yapılır, iyi cins yünün kilosu 70 Frank’ı aşar.”

Ankara’nın 1839 Tarihli Von Vincke Haritası
Ankara’nın 1839 Tarihli Von Vincke Haritası

1839 Tarihli Angora Haritası; şehrin kent dokusu, surları, önemli yapıları, ulaşım sistemi ve yakın çevresindeki doğal değerler hakkında bize önemli bilgiler vermektedir. H. von Moltke’nin kurmaylarından Binbaşı Baron von Vincke tarafından hazırlanan bilinen en eski Angora haritasıdır. Üçüncü sur duvarı, şehre giriş kapıları ve yol sistemi ile Bedesten ve bazı hanlar net olarak görülebilmektedir.

Üçüncü Sur Giriş Kapıları: Bu kapılardan en önemlileri şunlardır:  

  • Erzurum Kapısı, doğuya açılan bir kapıdır,
  • İzmir Kapısı (günümüzde Osmanlı Bankası’nın bulunduğu yerdeydi),
  • Cenabi Paşa kapısı (Kayseri Kapısı – günümüzde İş Bankası’nın bulunduğu yerdeydi),
  • İstanbul Kapısı ise günümüzde Dışkapı (Çankırıkapı) idi.

Önemli bir KÜLTÜREL BELLEK mekânı olan “ÜÇÜNCÜ SUR DUVARI” 20. yüzyıl başlarında tamamen yok olmuştur. Angora çarşılarında özellikle Bedesten çevresindeki ticaret 19. yüzyılın başlarından itibaren yitirilmeye başlamıştır. “Son yıllarda iyice gerileyen ticaret, tamamen yerli Hristiyanların eline geçmiştir.”

Atpazarı, Bedesten ve çevresinde yer seçen Hanlar Bölgesi bu yüzyıllarda da esas şehir merkezi işlevini sürdürmektedir. Ancak, şehirdeki üretimin şekil değiştirmesi, sof üretimin yok denecek kadar azalması ve şehrin tarımsal üretimde bulunacak şekilde yeniden örgütlenmesi ile bu ana merkezin başlıca ticari fonksiyonları azalmış bulunmaktadır.

Sof Sergisi

25 Mayıs 2018 tarihinde sevgili Necati Yalçın, yüksek lisans öğrencilerim Öznur Aytekin ve Aygül Tatlı ile birlikte Sof Sergisini gezdik.  Koç Müzesi Müdiresi sevgili Mine Sofuoğlu bize rehberlik etti. Ankara kent tarihi açısından bu çok önemli tabloyu hep birlikte görmek ve konuşmak hakikaten heyecan vericiydi. Ankara çalışmaya başladığım yıllardan bu yana bu tabloyu biliyor ve hep merak ediyordum.  Ankara’da sergilenmesi için gösterilen çabalar da ayrıca takdire şayan. Ankaralılar adına emeği geçenlere teşekkür ediyorum…

Prof. Dr. Mehmet Tunçer, Çankaya Üniversitesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi

Paylaş:

Yorum Yap

Sizin tepkiniz nedir?

Komik Komik
0
Komik
Muhteşem Muhteşem
1
Muhteşem
Acıklı Acıklı
1
Acıklı
Kızgın Kızgın
1
Kızgın
Korkunç Korkunç
0
Korkunç
Şoke Şoke
0
Şoke